BAŞKENT’İN GAZETESİ

 

 

AKP  ve TÜRBAN

 

                       

AKP”nin fiyaskoyla sonuçlanan Alevi açılımından sonra ; Başbakan Erdoğan birdenbire İspanya cenahından türbanı Türkiye”ye   ortaladı.  Ve türban  Türkiye”nin gündemine bomba gibi düştü. Gündeme düştüğünden bu yana da  sabah akşam türbanla yatıp türbanla  kalkıyoruz.  Herhalde Başbakan Erdoğan da akşamları yatağına yatmadan önce keyifle kıs kıs gülüyordur.  Bir yandan gülerken , bir yandan da tek bir hamlesiyle 70 milyon insanı nasıl hop oturup hop kaldırdığını düşünüyordur herhalde . Kutsal inançlar  istismar edilerek   yapılan  bu  siyasette    , 70 milyon insanı kutuplaştırılırken olası sonuçları  da  uyumadan önce düşünülüyor mudur  acaba ?

 

AKP”nin Alevi açılımı ve bu açılımın  fiyaskoyla sonuçlanmasının hemen arkasından türban atağına geçilmesi  üzerinde önemle  düşünülmesi gerekmektedir. AKP duruma ve şartlara göre strateji değişikliği yapmaktadır.  Türkiye”de 20 milyon civarında Alevi-Bektaşi   yurttaş olduğu tahmin ediliyor. Ve büyük bir çoğunluğu  AKP”ye oy vermediği  kesin olan  Alevi –Bektaşi kesimine yönelik AKP  açılımı  , Alevi –Bektaşi örgütleri tarafından  büyük tepki görünce,  AKP toplumun bu kesimini ikna edemeyeceğini  anlamıştır. Alevi-Bektaşileri  kendi safına çekemeyeceğine  artık emin olan AKP hemen  toplumu kutuplaştırma ve tabanını kemikleştirme  stratejisine dönmüştür. AKP yapay olarak yaratılan ,beslenen ve bugünlere getirilen  türbanı sürekli gündemde tutarak , ülkeyi kutuplaştırarak  kendi tabanını kemikleştirmekte ve böylece kendi tabanında türban üzerinden yarattığı gönüldaşlığı sağlam tutarak yaklaşan yerel seçimler öncesinde bu tabanın başka bir yere kaymasını engellemekte ; yani tabanını tam anlamıyla kemikleştirmektedir.

 

Üzerinde düşünülmesi gereken ikinci  önemli nokta ise küresel çapta ilk belirtileri görülmeye başlanan büyük ekonomik krizi başkalarına fatura etme gayretidir. Küresel ekonomik kriz konusunda hükümet ve AKP”li ekonomistler dışında  yerli-yabancı konunun uzmanı olan herkes , sadece Türkiye için değil tüm dünya için çok zor bir dönemin başlangıcına girildiğine işaret ediyorlar. Daha şimdiden Amerika ve Dünya Borsaları % 12 -15 arasında düşerken,  İstanbul Menkul Kıymetler Borsası  % 30 düşmüştür.  Üretmeyen sadece tüketen, cari açığın  inanılmaz  boyutlarda olduğu , sıcak paraya bel bağlamış , satacak bir KİT”i dolayısıyla elde edecek geliri de kalmamış  bir ekonomik yapı içinde   Türkiye”nin en  fazla sıkıntı çekecek ülkelerden birisi olduğu kesindir. Sıcak parayla ekonomisi yürüyen Türkiye”den, küresel krizle birlikte sıcak paranın memleketine döneceği uzmanlar tarafından telaffuz edilmektedir.  Bir yandan küresel ekonomik krizle  diğer yandan yerel seçimler yaklaşmakta olup;  yerel seçimler öncesinde Türkiye”yi vuracak bir ekonomik kriz ise AKP”nin takkesini  düşürüp  kelini  ortaya çıkaracaktır. İşte ekonomik kriz fırtınası  takkeyi düşürmeden önce acaba   kutuplaştırma siyasetiyle Ordu”nun   ufak bir tokat atması sağlanıp   krizin faturası  da Ordu”ya mı havale edilmek isteniyor ? Eminim ki ; AKP”nin bilerek tırmandırdığı bu süreçte Ordu”dan muhtira veya benzeri bir açıklama geldiği takdirde mutlak yaşanacak olan ekonomik krizin faturasını AKP Ordu”ya havale ederek yine mağdur rolü oynayacaktır. Nitekim türban sorunuyla ilgili  açıklamasını son derece temkinli yapan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt”ın beyanatını TV.den izleyebilmek için Başbakan Tayyip Erdoğan”ın özellikle beklediği ve AKP grup toplantısını 1 saat gecikmeli yaptığı gazetelerde küçük bir haber olarak gözüme çarpmıştı. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt sert bir açıklama yapacak olsaydı  , muhtemelen Başbakan Erdoğan da hemen kriz siyasetini başlatacak ve ekonomik krizi başkalarına fatura etme amacına erkenden ulaşıp üstündeki yükü bir an önce atacaktı.   

 

Tabii şimdiye kadar göründüğü kadarıyla  AKP”nin stratejisi tek bir ihtimale odaklanmak şeklinde oluşmuyor. Ordunun temkinli açıklamalarıyla AKP”ye fırsat yaratmaması neticesinde, AKP  diğer olasılık içinde yürüttüğü stratejisiyle  oylarını arttırmaya odaklanmıştır . Şimdi sırada diğer ihtimal   Anayasa değişikliğinin CHP tarafından  Anayasa Mahkemesine götürülmesidir . Türban düzenlemesiyle hem tabanıyla kurduğu gönüldaşlığı tazeleyen ve hem de tabanın baskısını hafifleten AKP”nin yasanın iptal edilmesini istediğini düşünüyorum.  Zira ;  Anayasa Mahkemesinde kuvvetle muhtemel olarak  düzenleme  iptal edildiğinde ; AKP Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi mağdur siyaseti yaparak halkı uyutacak ve oylarını arttıracaktır. İçine girilmesi neredeyse kesin olan   ekonomik kriz durumunda,  türban üzerinden yaratılan kutuplaştırma  siyasetiyle halka ekonomik kriz unutturulacak ve ekonomik  krizin etkilerinin  yerel seçim sonuna kadar hissedilmesi  engellemeye çalışılacaktır.

 

II .BÖLÜM

 

Ben Türkiye”de gerçekten bir türban sorunu olduğuna inanmıyorum. Ve bu sorun bilerek kasten yaratılmaktadır. Annelerimizin ninelerimizin kullandığı  başörtüsü farklılaştırılarak türban haline getirilmiş ve siyasi simgeye dönüşmüştür. Ve hepimizin Kutsal İslam dinimize ait  duyguları  ve inançları sömürülmektedir .Böylece kutsal inançlar üzerinden yapılan halkı kutuplaştırma siyaseti AKP”  kemikleşmiş bir taban yaratmakta , gerçekte halk için faydalı bir şey yapmayan AKP halkın oylarını almaya devam etmektedir.

 

Başbakan Erdoğan  “biz annelerimizin başörtüsüne özgürlük getirdik “ demektedir.  Yani Başbakan söylemine göre  Rahmetli Anneannemin ve Babaannemin kullandığı başörtüsüne özgürlük getirilmiş oluyor. Oysa Rahmetli her iki ninem de Atatürk Cumhuriyetine inanmış laik,demokrat , T.C. Devleti yurttaşlarıydı ve  başörtüleri olmadan da sokağa adım dahi atmazlardı. Her ikisinin de ilk torunu olan bendeniz  ise kısa pantolonumla onların ellerinden tutup Adana sokaklarında dolaşırken , tıpkı benim ninelerim gibi başka  başörtülü nineler , anneler görürdüm. Nurlu yüzleriyle   , dualarıyla bana   huzur veren   ninelerime  minik adımlarımla eşlik ettiğim  o günlerde ,ninelerim   kendilerine baskı uygulandığını görmemişlerdi . Ben de görmemiştim. Nuryüzlü  ninelerim  hiçbir kimse  veya kurum tarafından başörtüsü nedeniyle horlandıklarından şikayet etmemişlerdi ;  hatta gittikleri heryerde kendilerine daha fazla saygı gösterilirdi.  Benim başörtülü dindar ninelerim     annem ve babam gibi aydın ,laik , Cumhuriyetçi , yurtsever yurttaşlar yetiştirmişlerdi ve dolayısıyla benim  de  yetişmemi ve bu satırları yazabilmemi dolaylı olarak sağlamışlardı. Çünkü onlara anneleri ve  babaları  emperyalist Fransızın baskısını zulmünü , savunmasız insanları nasıl katlettiklerini anlatmışlardı. Kaç-kaçta nasıl dağlara kaçtıklarını dinlemişlerdi.Ben de dinlemiştim  Pamuk nine dediğim babaannemin annesinden kaç-kaçı , Fransız zulmünü. Ben de biliyordum , başörtülü nuryüzlü ninelerim de biliyorlardı;  Atatürk ve arkadaşları olmasaydı, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmasaydı bir Fransız sömürgesi olacak Adana”da adlarının   Sabriye , Raziye olmayacağını;  benim adımın İsmail olmayacağını ve belki de İsmail”in doğamayacağını , nüfus cüzdanında Dini hanesinde İslam yazamayacağını .                      

 

Ve AKP “liler Cumhuriyetin dindar yurttaşlara baskı uyguladığını söylüyorlar. Ve Başbakan Erdoğan Rahmetli Anneannemle Babaannemin başörtülerine özgürlük getiriyor !

 

Bugün Cumhuriyet”le ve Atatürk”le hesaplaşmaya girenler unutmamalıdır ki; 1923 “ten bu yana hiçbir savaşa girmeden , acı ve yıkım yaşamadan , emperyalist Fransızınİngilizin Müslüman kölesi olarak değil , hür bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin özgür yurttaşları olarak ,  nüfus cüzdanlarında  yazılı olan Müslüman kimliğimizle yaşıyorsak bunu önce Tanrı”ya sonra da Gazi Mustafa Kemal Atatürk”e  ve O”nun  silah arkadaşlarıyla birlikte kurduğu  laik , demokratik hukuk devleti  Türkiye Cumhuriyetine   borçluyuz.

 

Bugün yine taşıdıkları sorumluluğa yakışmayan bir şekilde kendi siyasi çıkarları uğruna halkı kutuplaşmaya götürenler , taşıdıkları sorumluluğu hatırlamalı ve halkı çatışacak  bir noktaya  getirmekten kaçınmaları gerekirken , bilerek bu noktaya getirmenin vebalini taşıyamayacaklarını unutmamalıdırlar.  Sıradan insanlar kitle psikolojisi içinde büyük yıkımlara yol açacak eylemlere girişebilirler. Yanlış yönlendirilen kitlelerin  ne derecede büyük yıkımlara yol açabileceklerinin en somut  örnekleri olan Sivas ve Maraş katliamlarında   Türkiye bu acıları yaşamıştır.

 

Bugün Cumhuriyetçilere , Atatürkçülere düşen görev ise AKP”nin hazırladığı ötekileştirme tuzağına düşmeden Cumhuriyete ve laikliğe sahip çıkmaktır.  Halkımıza bu sorun öyle bir şekilde yansıtılmaktadır ki ; bir çok yurttaş Türbanla ilgili Anayasa değişikliği  olmadığı takdirde sokakta başörtüsüyle dolaşmanın  yasaklanacağını düşünmektedir.  AKP”ye de oy veriyor olsa başörtülü-başörtüsüz de  olsa türbanlı-türbansız  da olsa , tüm kadınlarımız   Analarımız , ninelerimiz ve bacılarımızdır. Yurttaşların AKP”ye  duyduğu tepkiyi başörtülü –türbanlı kadınlarımıza , analarımıza , ninelerimize  yansıtmak  AKP”nin hazırladığı tuzağa düşmek demek olacaktır.

                       

                                                                                                      12.02.2008

                                                                                              Av. İsmail Hakkı Atal   

 

 

GAZETE ANKARA